İstanbul’a kaçıncı gelişim olursa olsun, vapurun o kendine has motor sesiyle karışan martı çığlıklarını duyduğumda içimi tarif edilemez bir heyecan kaplıyor. Bu şehir sadece gezilecek bir yer değil; sokaklarında kaybolunacak, her köşesinde ayrı bir hikaye dinlenecek canlı bir organizma gibi.
Geçtiğimiz hafta sonu, sırt çantamı alıp kendimi tekrar İstanbul’un o kaotik ama bir o kadar da büyüleyici akışına bıraktım. Sultanahmet’in mistik havasından Karaköy’ün hipster kafelerine, oradan da Kadıköy’ün enerjisine uzanan dolu dolu bir rota çıkardım. “İstanbul nasıl gezilir?” diye soranlar için, turist tuzağına düşmeden, yerlisi gibi gezdiğim 3 günlük İstanbul gezi rotası notlarımı sizinle paylaşıyorum. Hazırsanız, boğaz havasını içimize çekip başlıyoruz!

İstanbul’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
Rotaya başlamadan önce, hayatınızı kurtaracak birkaç lojistik detaydan bahsetmek istiyorum. Tecrübeyle sabittir, bunları atlamayın:
- En İyi Zaman: İstanbul her mevsim güzel ama bence en “yaşanabilir” zamanları Nisan-Mayıs (erguvan zamanı) veya Eylül-Ekim ayları. Ben sonbaharda gittim, ne terleten sıcak vardı ne de donduran soğuk.
- Ulaşım Hayat Kurtarıcısı: Şehre adım atar atmaz mutlaka bir İstanbulkart edinin. Metro, tramvay, vapur ve otobüslerde geçerli. Trafik İstanbul’un gerçeği, bu yüzden mümkün olduğunca raylı sistem ve deniz yolunu tercih ettim, size de aynısını öneririm.
- MüzeKart Şart: Tarihi Yarımada’da gezerken kapılarda bilet sırası beklemek istemiyorsanız ve bütçenizi korumak istiyorsanız MüzeKart kesinlikle şart. Topkapı ve Galata Kulesi girişlerinde bana çok zaman kazandırdı.

Adım Adım İstanbul Gezi Rotası (3 Günlük Plan)
Bu rotayı, mekanların birbirine yakınlığına göre, sizi yormadan ama maksimum verim alacağınız şekilde kurguladım.
1. Gün: Tarihin Kalbine Yolculuk (Sultanahmet & Eminönü)
İstanbul’u anlamak için tarihin başladığı yere gitmek gerekir. İlk günümüzü tamamen Tarihi Yarımada’ya ayırıyoruz.
- Sabah: Güne erken başlamak şart. İlk durağım Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi oldu. O devasa kubbenin altına girdiğimde hissettiğim küçüklük hissi muazzam. Hemen karşısındaki Sultanahmet Camii (Mavi Cami) çinileriyle büyülüyor.
- Öğle: Acıkanlar için klasik bir durak: Sultanahmet Köftecisi. Turistik olabilir ama o köftenin tadı hala değişmemiş, piyazla harika gidiyor. Sonrasında hemen yakındaki Yerebatan Sarnıcı‘na indim. Suyun içindeki Medusa başlarını görmek ve o loş atmosferde yürümek çok mistik bir deneyim.
- Öğleden Sonra: Topkapı Sarayı. Burası sadece bir müze değil, devasa bir kompleks. Özellikle Harem dairesi ve manzarasıyla Konyalı Restoran’ın olduğu teras kısmı favorim. Saray çıkışı Gülhane Parkı‘ndan yürüyerek sirkeciye inmek günün yorgunluğunu alıyor.
- Akşam: Eminönü’ne inip Mısır Çarşısı’nın baharat kokularını içime çektim. Günü bitirmek için en güzel aktivite? Tabii ki Eminönü iskelesinden kalkan teknelerden bir Balık Ekmek & Turşu Suyu ikilisi yapmak.
2. Gün: Avrupa’nın Modern Yüzü (Beyoğlu, Galata & Karaköy)
İkinci gün biraz daha sokak kültürü, sanat ve alışveriş odaklı.
- Sabah: Güne Taksim Meydanı‘nda başlayıp İstiklal Caddesi boyunca aşağı süzülerek devam ettim. Tramvayın çan sesi eşliğinde yürümek çok keyifli. Ara sokaklara girip (özellikle Çukurcuma tarafı) antika dükkanlarını gezmenizi öneririm.
- Öğle: İstiklal’in sonuna geldiğinizde Galata Kulesi tüm heybetiyle sizi karşılıyor. Kuleye çıkıp panoramik İstanbul manzarasına karşı bir nefes aldım. İnişte Galata sokaklarındaki butik kahvecilerden birinde mola verdim.
- Öğleden Sonra: Yokuşu aşağı vurup Karaköy‘e indim. Burası son yılların en popüler semti. Grafiti dolu sokaklar, tasarım dükkanları ve “cool” kafeler burada. Fransız Geçidi’ni görmeden geçmeyin.
- Akşam: Akşam yemeği için Karaköy’de balık restoranları veya modern Türk mutfağı sunan mekanlar harika. Sonrasında Galataport tarafına yürüyüp boğazın gece ışıklarını izlemek güne harika bir nokta koyuyor.

3. Gün: Boğaz Havası ve Asya Yakası (Beşiktaş & Kadıköy)
Son günümüzde kıta değiştiriyoruz!
- Sabah: Güne Beşiktaş’ta, meşhur Kahvaltıcılar Sokağı‘nda serpme bir kahvaltıyla başladım. Pişisi, bal-kaymağı derken enerji depoladım. Ardından Dolmabahçe Sarayı‘nın ihtişamlı kapılarını ziyaret ettim.
- Öğle: Beşiktaş iskelesinden vapura atlayıp Asya’ya, Kadıköy‘e geçiş. Vapurda çay-simit keyfi yapmak İstanbul’un yazılı olmayan kuralıdır, sakın atlamayın! Martılar size eşlik edecek.
- Öğleden Sonra: Kadıköy Çarşısı’nın (Balıkçılar Çarşısı) o canlı karmaşasında kaybolmak çok zevkli. Oradan Moda tarafına doğru yürüyüp, sahilde çimlere yayılarak gençlerle ve semt sakinleriyle gün batımını izledim.
- Akşam: Moda’da veya Yeldeğirmeni mahallesinde harika pizzacılar ve yeni nesil meyhaneler var. Gezinizi Kadıköy’ün o samimi gece hayatıyla sonlandırabilirsiniz.
İstanbul’da Ne Yenir? (Lezzet Durakları)

Sadece “kebap yiyin” deyip geçmeyeceğim, işte benim favori lezzet noktalarım:
- Karaköy Güllüoğlu: Baklava denince akla ilk gelen yer. Fıstıklı burma yedim, şerbeti o kadar dengeli ki baymıyor.
- Vefa Bozacısı: Eğer kışın gittiyseniz Tarihi Yarımada gezisi sonrası buraya uğrayıp leblebili boza içmek bir ritüeldir.
- San Sebastian Cheesecake (Galata): Galata kulesinin dibindeki Viyana Kahvesi’nde o meşhur cheesecake’i denedim, üzerindeki akışkan çikolata gerçekten abartıldığı kadar var.
- Islak Hamburger (Taksim): Gece eğlencesi dönüşü Kızılkayalar’da ayaküstü ıslak hamburger yemeden İstiklal turu tamamlanmış sayılmaz.
İstanbul’da Nerede Kalınır?
- Tarihi Atmosfer İsteyenler: Sultanahmet veya Sirkeci otelleri (Heryere yürüme mesafesi).
- Gece Hayatı ve Alışveriş: Beyoğlu, Cihangir veya Galata (Airbnb seçenekleri çok iyi).
- Daha “Local” ve Samimi: Kadıköy – Moda tarafı.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- İstanbul’u gezmek için kaç gün yeterli? Hakkını vermek için en az 3-4 gün ayırmalısınız. Ama sadece ana yerleri görecekseniz 2 gün de sıkıştırılmış bir programla kurtarır.
- İstanbul’da MüzeKart geçiyor mu? Evet, Topkapı Sarayı, Galata Kulesi gibi ana yerlerde geçiyor ve sizi büyük bilet masrafından kurtarıyor.
- Havalimanından şehre nasıl gidilir? Hem İstanbul Havalimanı (IST) hem de Sabiha Gökçen (SAW) için “Havaist” ve “Havabus” otobüsleri en ekonomik ve pratik yöntem.
Sonuç: İstanbul Bir Seferde Bitmez
İstanbul, gezerek bitirebileceğiniz bir şehir değil, her geldiğinizde size başka bir yüzünü gösteriyor. Bu İstanbul gezi rotası, benim en keyif aldığım ve şehrin ruhunu en iyi hissettiğim duraklardan oluştu. Umarım siz de bu sokaklarda en az benim kadar güzel anılar biriktirirsiniz.
Sizin İstanbul’daki favori semtiniz hangisi? Yorumlarda buluşalım, belki bir sonraki rotayı birlikte çizeriz!